Esat Coşan Hoca hangi cemaatten ?

Hizli

Yeni Üye
[HEADING=1]Esat Coşan Hoca Hangi Cemaattendi? İskenderpaşa Cemaati, Nakşibendîlik ve Bir Dönemin Dinî Düşünce Dünyası[/HEADING]
1. Önce Sorunun Cevabını Verelim: Esat Coşan Hangi Cemaattendi?

Bir forumda dinî şahsiyetler hakkında sohbet açıldığında işler genellikle hızlı gelişir. Birisi bir isim sorar, diğeri üç kitap önerir, bir başkası çocukluğunda dinlediği bir sohbeti anlatır. Derken konu bir bakmışsınız tasavvuftan tarihe, tarihten siyasete, oradan da çayın yanına hangi kurabiyenin yakıştığına kadar uzanmış! İnternet forumlarının kendine özgü bir bereketi var: Bazen tek sorudan küçük bir kütüphane çıkıyor.

Gelelim asıl soruya: Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hoca, İskenderpaşa Cemaati'nin önde gelen isimlerinden ve liderlerinden biriydi. Tasavvufî silsilesi, Nakşibendî tarikatının Hâlidiyye kolu ve Gümüşhâneviyye geleneğiyle ilişkilidir. Kendisi, özellikle Mehmed Zâhid Kotku'nun talebesi ve damadı olarak tanınır. Kotku'nun 1980'de vefatından sonra onun irşat faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu bilgiler, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nde yayımlanan biyografisinde de yer almaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Ancak burada önemli bir ayrım var: Bir kişinin hangi cemaate mensup olduğunu söylemek, onun bütün fikirlerini, faaliyetlerini ve kişiliğini tek kelimeyle açıklamak anlamına gelmez. Esat Coşan'ı anlamak için yalnızca cemaat adını bilmek yeterli değildir; akademik çalışmalarına, hadis derslerine, yayıncılık faaliyetlerine ve dinî eğitim anlayışına da bakmak gerekir.

Peki, İskenderpaşa Cemaati'ni farklı kılan neydi? Esat Coşan'ın bu yapı içerisindeki rolü neden önemseniyor? Ve bir ilahiyat profesörü, dinî sohbetlerin yanı sıra dergiler, vakıflar ve eğitim kurumlarıyla neden ilgileniyordu?

Konuyu biraz yakından inceleyelim.

2. İskenderpaşa Cemaati Nedir? İsmini Nereden Alıyor?

İskenderpaşa Cemaati, adını İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan İskender Paşa Camii'nden alır. Yapının yakın tarihinde en önemli isimlerden biri, Nakşibendî-Hâlidî geleneğinin şeyhlerinden Mehmed Zâhid Kotku'dur. Kotku'nun bu camideki imamlık ve irşat faaliyetleri çevresinde oluşan topluluk, zamanla İskenderpaşa Cemaati adıyla tanınmıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Burada küçük ama önemli bir ayrıntı bulunuyor. İskenderpaşa Cemaati'ni yalnızca aynı camide buluşan insanlardan oluşan bir topluluk gibi düşünmek, meselenin kapsamını daraltır. Zaman içerisinde sohbet halkaları, dinî eğitim faaliyetleri, yayınlar ve çeşitli sosyal çalışmalar bu yapının gelişmesinde rol oynamıştır.

Başka bir ifadeyle, ortada sadece bir cami çevresinde şekillenen gelenek değil, bilgi aktarımını ve toplumsal faaliyetleri de önemseyen bir çevre vardı.

Bir forum kullanıcısının şöyle dediğini hayal edin:

"Ben bir hadis dersine katılmak istiyorum."

Başka bir kullanıcı hemen soruyor:

"Kitap hangisi, ders nerede, kim anlatıyor?"

Üçüncü kullanıcı ise konuya farklı bir noktadan yaklaşıyor:

"Peki, derste anlatılanları günlük hayatta nasıl uygulayacağız?"

İşte dinî eğitim çevrelerinin işleyişini anlamak için bu üç sorunun da önemi var. Bilgiye ulaşmak, bilgiyi anlamak ve onu davranışlara dönüştürmek birbirinden farklı aşamalar. İskenderpaşa geleneğinin eğitim faaliyetlerini değerlendirirken bu ayrımı göz önünde bulundurmak gerekir.

Cemaatin tarihini yalnızca isimler üzerinden okumak yerine, hangi eğitim yöntemlerini kullandığına ve toplumsal hayatta nasıl bir yer edindiğine bakmak daha açıklayıcıdır.

3. Mehmed Zâhid Kotku ile Bağı: Bir Hoca, Bir Talebe ve Bir Miras

Esat Coşan'ın hayatını anlamak için Mehmed Zâhid Kotku ile ilişkisini bilmek gerekir. Çünkü Coşan'ın dinî düşünce dünyasının şekillenmesinde Kotku'nun önemli bir yeri vardır.

14 Nisan 1938'de Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünde doğan Coşan, ailesiyle birlikte küçük yaşlarda İstanbul'a taşındı. Babası Halil Necati Efendi'nin dinî çevrelerle yakın ilişkileri sayesinde genç yaşlardan itibaren çeşitli hocaların sohbetlerine katıldı. Daha sonra Mehmed Zâhid Kotku'ya intisap etti. 1960 yılında Kotku'nun kızıyla evlendi. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Bu ilişkide iki ayrı yön bulunuyordu: Tasavvufî eğitim ve akademik gelişim.

Coşan, yalnızca dinî sohbetlere katılan bir isim değildi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun oldu, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde akademik kariyer yaptı ve 1982'de profesör unvanını aldı. Çalışmaları arasında Türk-İslam edebiyatı alanındaki araştırmalar da bulunuyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Bu tablo, onu tek boyutlu bir karakter olarak değerlendirmenin neden yetersiz kalacağını gösteriyor.

Bir insan aynı anda hem akademik araştırmaya hem dinî eğitime hem de toplumsal faaliyetlere ilgi duyabilir mi? Elbette bunun mümkün olduğunu Coşan'ın hayatındaki farklı görevler gösteriyor. Asıl mesele, bu alanların birbirleriyle nasıl ilişkilendirildiğini incelemek.

Burada ilginç bir benzetme yapılabilir: Akademik hayat bir konuyu ayrıntılarıyla çözümlemeyi, tasavvufî eğitim ise insanın kendi davranışlarını sorgulamasını öne çıkarabilir. Bu iki yaklaşım her zaman aynı yöntemle ilerlemese de aynı kişinin hayatında bir araya gelebilir.

Üstelik bir hocadan devralınan miras, yalnızca onun söylediklerini tekrar etmekten ibaret değildir. Yeni nesillerin ihtiyaçlarını anlamak, değişen iletişim araçlarını kullanmak ve eğitim yöntemlerini geliştirmek de bu mirasın devam ettirilmesinde etkili olabilir.

4. Hadis Dersleri ve Râmûzü'l-Ehâdîs: Kitap Okumaktan Daha Fazlası

Esat Coşan'ın faaliyetleri arasında hadis dersleri özel bir yere sahiptir.

1977'den itibaren Mehmed Zâhid Kotku'nun isteğiyle İstanbul'daki İskender Paşa Camii'nde Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin Râmûzü'l-Ehâdîs adlı hadis eserini okutmaya başladı. Kotku'nun 1980'de vefatından sonra da bu dersleri ve ilgili eğitim çalışmalarını sürdürdü. Dersler, 1997'de yurt dışına çıkıncaya kadar devam etti. Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan+1

Burada günlük hayatla ilgili bir soru soralım: Bir kitabı okumak mı daha önemlidir, yoksa okuduğumuz kitaptan hareketle davranışlarımızı gözden geçirmek mi?

Aslında bu iki faaliyet birbirinin alternatifi değildir. Okumak bilgi edinmeyi, üzerinde düşünmek anlamayı, uygulamak ise davranışlarımızı değerlendirmeyi sağlar.

Örneğin iş yerinde bir anlaşmazlık yaşayan birini düşünelim. Bu kişi, haklı olduğunu kanıtlamak için saatlerce uğraşabilir. Ancak karşısındaki insanı dinlemeden sorunu çözmesi mümkün olmayabilir. Başka biri ise herkesin gönlünü hoş tutmak isterken asıl problemi konuşmaktan kaçınabilir.

İyi bir yaklaşım, hem meselenin özünü anlamayı hem de insan ilişkilerini gözetmeyi gerektirir.

Hadis derslerinin günlük hayattaki karşılığını düşünürken de benzer bir soru sorulabilir: Öğrendiğimiz dinî ilkeler, öfkelendiğimizde, haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde veya bir yakınımızla anlaşamadığımızda davranışlarımızı nasıl etkiliyor?

Bu soruların cevapları kişiden kişiye değişebilir. Önemli olan, dinî bilgiyi yalnızca tartışmalarda kullanılacak bir malzeme olarak görmemektir.

Coşan'ın hadis derslerinin yazıya aktarılmasıyla hazırlanan Hadis Dersleri kitapları da bu faaliyetlerin incelenmesine imkân tanıyor. Böylece sözlü olarak gerçekleştirilen dersler, daha sonra okunabilecek ve üzerinde çalışılabilecek metinlere dönüşmüş durumda. Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan+1
 
Üst